Türkiye’de zam furyası durmak bilmiyor. İşçinin maaşı daha cebine girmeden buhar olurken, asgari ücrete yapılan her artış, emekçiye nefes aldırmak yerine yeni zamların gerekçesi haline geliyor. Maaşlara yapılan zamlar, market..
Türkiye’de zam furyası durmak bilmiyor. İşçinin maaşı daha cebine girmeden buhar olurken, asgari ücrete yapılan her artış, emekçiye nefes aldırmak yerine yeni zamların gerekçesi haline geliyor. Maaşlara yapılan zamlar, market raflarında, kiralarda ve faturalarda katlanarak vatandaşa geri dönüyor.
Asgari ücrete zam açıklanır açıklanmaz; gıdadan ulaşıma, barınmadan temel ihtiyaçlara kadar her kalemde fiyatlar adeta yarışa giriyor. Etiketler günlük değişiyor, sofralar küçülüyor, borçlar büyüyor. Alın teriyle çalışan milyonlar, ay sonunu değil artık ay başını bile göremez hale geliyor.
Emekçinin kazancı enflasyon karşısında ezilirken, hayat her geçen gün daha da pahalılaşıyor. Çalışan kesim için geçim bir hak olmaktan çıkmış, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Zam var ama refah yok; artış var ama umut yok.
Her şeye zam gelirken, emeğin değeri yerlerde sürünüyor. Vicdan suskun, adalet gecikiyor. Bu tabloda en ucuz kalan ise ne yazık ki yine insanlık oluyor. Emekçiler artık rakam değil, gerçek çözümler istiyor. Aksi halde bu düzen, çalışanın değil, çaresizliğin düzeni olmaya devam edecek.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.